Gemilerin kulacında saklı olan ayrılık Giden bilmez kalanın ateşinden su ılık Tüylerini dökerse saklayan kalanlardı Ve o hüzünle beslenir artık uçan her martı Ya sarartır sayfayı kitabın arasında Ya kanatır satırı aynı tüyün ucunda Hem gördü Allah hem de benden dinledi Bakıyor avaz avaz tüylerin taneleri Uzun yürür geceler kimisinin bağrında Tüyün nasibi bekler bu…
Uzaklar yollara serildiğinde Bir sancı düşermiş heybenin ceplerine Yaran kadar tutuşur duyduğun her türkü ve Varacağın duraktan nasiplenmez her yolcu Nokta nokta gözüken kuşların yorulduğu Ufuklarda demlenir insan nihayetinde. Gece benyüzüne çöküverirse eğer Kurtulur insanlık bir seferlik geceden Yer değişir karanlık, her gece bir gönülden Alacağını almadan gün aymazmış meğer Tutmasan düşecek duyguları içinden Bırakınca…
Hiç bekleme, sana güzelsin demek gerekmez Niçin duyman gerek? Olanla kavga edilmez Ben seni toprağından çıkarandan bilirim Senin gibi sancılı filizlerden biriyim Tomurcukların taştı lalenin mevsimine Rüzgârın mı esti de kokun yansıdı gözüme? Bir an kendim yerine seni gördüm aynada Ne iştir, içimdeki ses de sendin ayna da Sevenini bulduğun gün bırakmıştın aklı Söyleyemediklerin artık…