Mumlar Sonuna Kadar Yanar, kırk bir yıl önce yolları ayrılmış iki eski dost olan General Henrik ile Konrad’ın uzun bir aradan sonra yeniden karşılaşmalarını konu alır. Roman, General’in malikânesinde geçen tek bir akşam boyunca ilerler. General, askerî geçmişe sahip, düzenli ve disiplinli bir yaşam süren bir karakterdir. Konrad ise General’in gençlik arkadaşıdır; müziğe olan ilgisiyle tanınan, askerî hayata ve yerleşik düzene mesafeli bir yaşam sürmüştür. General’in eşi, romanda doğrudan yer almasa da, geçmişte yaşanan olayların merkezinde bulunan ve iki arkadaş arasındaki ilişkinin seyrini etkileyen önemli bir figürdür. Malikânede yaşayan Nini ise General’in çocukluğundan beri yanında olan, geçmişe ve geleneğe bağlılığıyla dikkat çeken bir hizmetkârdır. Roman, bu karakterler arasındaki ilişkilerin geçmişe dönük olarak hatırlanması üzerinden şekillenir.

Romanda General, doğuyu; maneviyatı, derinliği ve geleneğe bağlılığı temsil ederken, Konrad daha çok batıyı; bireyselliği, özgürlüğü ve tutkuyu temsil eder. Bu iki karakter arasındaki karşıtlık, yalnızca yaşam biçimlerinde değil, hayata bakışlarında da kendini gösterir. 

“Düzen, insanın kendini savunma biçimidir.”

General düzeni, sürekliliği ve sadakati merkeze alırken; Konrad daha özgür, daha tutkulu ve kurallarla mesafeli bir yaşam anlayışına sahiptir. Generale göre düzen bir alışkanlık değil, adeta yaşam biçimidir. 

Nini karakteri ise geçmişe ve geleneğe sıkı sıkıya bağlılığıyla dikkat çeker. O, değişime direnen, geçmişten kopamayan ve malikânedeki sürekliliği temsil eden bir figürdür. Nini’nin varlığı, General’in zamana karşı direncinin ve geçmişe tutunma çabasının, düzene dayalı yaşamının sessiz bir yansıması gibidir.

General’in kimliği, büyük ölçüde babasının gölgesinde şekillenmiştir. Bir muhafız alayı subayının oğlu olarak büyümüş olması, onun disiplinli, düzenli ve kontrollü yapısını açıklar. Romanda sıkça vurgulanan düzen anlayışı, General’in asker kimliğiyle ve hayata karşı geliştirdiği katı tutumla doğrudan ilişkilidir.

Konrad’ın müziğe olan ilgisi ise onun askerî disipline hiçbir zaman tam anlamıyla ait olamayacağının işaretidir. Müzik, onun tutkulu ve özgür ruhunu yansıtır. Bu yönüyle Konrad, başından beri General’in temsil ettiği dünyaya yabancıdır. Her ne kadar başlangıçta kusursuz bir dostluk örneği gösterseler de, iki karakterin hem yaşam biçimleri hem de karakterleri bakımından birbirine zıt olduğu açıktır. General, bu zıtlığı “zıt kutupların birbirini çekmesi” düşüncesiyle anlamlandırmaya çalışır.

Uzun yıllar süren “muhafız alayı subayının oğlu” ile Konrad dostluğu bir gün Konrad’ın habersiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ardında bu gidişe anlam verme çabasından doğan ve kırk bir yıl sonra Konrad’ın General’i ziyaretiyle sorulacak olan bir çok soru bırakmıştır. Neden mi bu kadar uzun sürdü? Çünkü;

“İnsan bazı soruları ancak çok geç sorar.”

Konrad’ın yemeğe davet edildiği akşam, General masa düzenini, Konrad’la en son bir araya geldiklerinde nasılsa yine aynı detaylarla doldurur. Son yemekte kullanılan mumlar yakılır, son yemekte yenilen yemekler tekrar pişirilir, son yemekte kim nereye oturduysa yine oraya oturtulur. Tabi bir kişi eksiklerdir. Generalin karısı hayatta değildir ve sandalyesi boştur. Konrad yine batıyı temsil eden bir tablo önünde, General ise doğuyu temsil eden tabloya karşı oturmuştur. Bu sahne, Konrad’ın batıyla; General’in ise doğuyla özdeşleştirildiğini görsel olarak da destekler.

Romanın büyük bölümü, General’in iç dökmesi ve Konrad’ın “sebepsiz” gidişinin sebepleri üzerine sorduğu sorularla ilerler. Felsefede sıkça dile getirilen “sorular cevaplardan daha önemlidir” düşüncesi burada somutlaşır. General her ne kadar cevap bekliyor gibi görünse de, aslında kırk bir yıl boyunca hayatında bir yere oturtamadığı olayları anlamlandırabilmesinin tek yolu bu soruları sormaktır; çünkü “bazı sorular cevap almak için değil, insanın kendisiyle yüzleşmesi için sorulur.”

General kırk bir yıl önce yaşananların nedenlerini kendince “ihanet” olarak açıklarken, Konrad’a iki önemli sorusu olduğunu söyler. İkinci soru, aslında ilk soruyu ve yaşandığı düşünülen “dostluk ihanetini” anlamsız kılar. Bu durum, General için bir savunma mekanizması olarak da okunabilir. Sorular, gerçeği öğrenmekten çok, geçmişi kendi zihninde belirli bir çerçeveye oturtma çabasının parçasıdır. Sorularını sorduktan sonra Nini’ye rahatladığını söylemesi de bunu destekler. General cevapları bildiğinden emin olsa da, okur bu kesinlikten hiçbir zaman tam olarak emin olamaz. “Ya haksızsa, ya başka bir açıklaması varsa?” sorusu anlatı boyunca zihinde canlı kalır.

Zamanla anlaşılır ki mesele asla haklılık ya da haksızlık değildir; asıl mesele olayların ardındaki niyetlerdir. General“İnsan yaptığıyla değil, bu yaptığının ardındaki amaçla kendini suçlu hale getirir. Her şey amaçta saklıdır. Fiil henüz hakikatin kendisi değildir.” der ve Konrad’a ilk sorusunu sorar. 

Konrad’ın kırk bir yıllık suskunluğuna su verecek o cevap merak edilir; ancak Konrad’ın asıl cevabı, General’in evine misafir olarak gelmesidir. Kelimelere ihtiyaç duyulmaz; varlığı başlı başına bir cevaba dönüşür. “Bazen insanın varlığı, söylenebilecek her şeyden daha güçlüdür.”

Bazen ne kadar anlatılırsa anlatılsın, hakikat insanın sustuğu anlarda daha çok ortaya çıkıyor. Konrad’ın suskunluğu okuyucuyu çileden çıkarsa da, gerçekler tam da o suskunlukta çığıldıyor.

General Konrad’ın ansızın gidişiyle hayatını geriye dönük olarak sorgulamaya girişir. Bu sorgulama, yalnızca Konrad’a yöneltilmiş bir itham değil; General’in, çocukluklarından itibaren aralarındaki ilişkinin derinlerine inerek, Konrad’ın davranışlarına anlamlar yüklemeye çalıştığı, zincirleme bir düşünme sürecinin sonucudur. Bir kartopu gibi yuvarlanarak büyüyen bu düşünceler, sonunda kocaman bir çığa dönüşür ve General’i kendi iç dünyasının karanlık noktalarıyla baş başa bırakır. Özellikle maddi koşullar üzerinden kurulan karşıtlıkbu noktada belirleyicidir: Konrad’ın yoksulluk içinde büyümesine karşılık General’in babası sayesinde sahip olduğu ayrıcalıklar, geçmişte önemsiz gibi görünen bir farkken, General’in zihninde Konrad’ın kıskançlığının gerekçesi olarak yeniden inşa edilir. Ancak bu inşa süreci, aslında General’in Konrad’a hiçbir zaman eşit bir yerden bakmadığını, örtük bir kibri yıllar boyunca içinde taşıdığını açığa çıkarır. Öte yandan General’in öfkesi yalnızca Konrad’a yönelmiş değildir; bu öfke, büyük ölçüde kendi hayatının seçilememişliğine, babasının gölgesinde biçimlenmiş bir yazgıya mahkûm oluşuna dairdir. General kendini Konrad gibi var edememiştir.Konrad’ın bir noktada her şeyi geride bırakıp gitmesi, onu özgür kılan bir varoluşsal seçimdir ve General için asıl sarsıcı olan da bu özgürlüktür. Her ne kadar bu gidiş, General’in dünyasında bir ihanet, derin bir güven kırılması ve telafisi olmayan bir yarılma yaratmış olsa da, Konrad’ın kendini var edebilmiş olması, General’in kendi hayatında eksik kalan yönlerle yüzleşmesine neden olur. Böylece roller tersine döner: General, Konrad’ı eksiklikle suçlarken, aslında Konrad’ın yoksulluk içinde sahip olabildiği şeyi—özgür bir hayat kurabilme cesaretini—kendisinin hiçbir zaman elde edemediğini fark eder. Bu fark ediş, kıskançlığın yönünü değiştirir; kıskananın Konrad değil, bizzat General olduğu açığa çıkar. Dolayısıyla roman, yüzeyde bir ihanet anlatısı gibi görünse de, esasen General’in dostundan hesap sorduğu bir hikâye değildir; bu, General’in kendine çevirdiği bir aynada, ilk kez acımasızca dürüst olduğu bir iç hesaplaşmanın romanıdır. Konrad’la yapılan diyalog, bir yargılama değil, General’in kendi hayatına, seçimlerine ve seçemeyişlerine dair verdiği bir hesap verme sürecidir.

Peki mumlar?

Mumlar romandaki dostluğun hem metaforu hem yargısı gibidir. Mumların yanıp tükendiklerinde geride bir şey bırakmamaları, geçmişin geri döndürülemezliğini düşündürür. Ancak “sonuna kadar” vurgusu Konrad’ın tamamlanmasına izin vermediği bu dostluğun yargısıdır. Bu başlık General’in Konrad’a en sessiz sitemidir. Her şeye rağmen birlikte tamamlanamamış bir hayatın yasıdır.

Bazı dostluklar yarım kalmayı seçenlerin karanlığında kalıp söner ama mumlar sonuna kadar yanar…

Özgecan AYDIN DURMUŞ

DAHA FAZLASINI İSTER MİSİNİZ?

MAİL ADRESİNİ GİR VE BİZDEN HABER BEKLE !

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.