Babaannemin evreninde “12’ye 8” saat değil, meselenin bizzat nabzıydı. Büyük 12, küçük 8. Bir tür aile içi meteoroloji, bir ev ekonomisinin barometresiydi, günün şenlik mi sükûnet mi olacağını söyleyen gizli bir ana haber bülteniydi. Evdeki akış, çayın rengi ve komşu hakkındaki kanaat, çoğu zaman o manşonun kolu sarmasıyla hükme bağlanırdı. “Kaç çıktı?” sorusu, bir mahkeme…