Nihan Kaya okuyor musunuz bilmiyorum. Çocuklar ve ebeveynler hakkında çok güzel ve yerinde tespitleri var. Eğer hiç okumamış iseniz mutlaka kitaplarına veya yazılarına göz atmanızı isterim. Bir kitabında şöyle diyor: “Koşulsuz seven ve affeden, sınırsız hoşgörüsü olan, yerleşik kabulün aksine anne-baba değil, çocuktur. Çocuk anne-babasını anne-babası ona nasıl davranırsa davransın sever ve zaten çocuğun dramı…
Üç yıllık anneyim. Kızım bir hafta önce tam üç yaşına girdi. Yaşıtlarım ve diğer herkes gibi kızımın varlığını öğrendiğimden beri ebeyenlikle ilgili bir şeyler okumaya, öğrenmeye gayret ediyorum. Şimdi de bir şeyler yazmaya çalışacağım. Eğer yanlış bir şey yazarsam tecrübeli bütün annelerden şimdiden özür diliyorum. Zeynep hocayı ve Serdar hocayı İnstagramda mutlaka görmüşsünüzdü . Harika…
Iza’nın Şarkısı, Macar yazar Magda Szabo’nun anne–kız ilişkisini acı bir gerçeklikle anlattığı romanıdır. Hikâye, emekli avukat Vincze’nin ölümüyle açılır. Köyde yıllarca aynı ritmin içinde yaşayan eşi Etelka, kocasının vefatının ardından modern şehir düzenine alışmış doktor kızı Iza’nın yanına taşınmak zorunda kalır. Etelka’nın bildiği tüm alışkanlıkların, rutinlerin, yaşam ritminin bir anda altüst olması romanın bütün sesini…
İnsanın evi neresidir? Bu soruya herkes içinde tamamlanmayı bekleyen boşluk neyse o parçayı koyarak cevap verir. Herkesin eksik parçası farklı yerlerde.Ve hepsi hala doldurulmayı bekliyor. Tıpkı Seher ve yol arkadaşı Ogo gibi. Seher annesi ve babası çok küçük yaşta ayrılan ve babannesiyle büyüyen, babannesi ve dedesi öldükten sonra bütün çocukluğunu değişik akrabalarının evinde geçiren, hiçbir…
Hayvanlaşan İnsan, Emile Zola’nın insan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne seren çarpıcı bir romandır. Romanın merkezinde, içindeki şiddet dürtüleriyle mücadele eden bir tren makinisti olan Jacques Lantier yer alır. Demiryolu çalışanı Roubaud ve eşi Severine, tutkular, kıskançlık ve ahlaki çatışmalarla şekillenen bir ilişkinin içinde sürüklenirler. Misard, yıllarını eline geçirmeyi hayal ettiği bir servetin peşinde geçiren,…
Bu kitapla ilgili sadece bir iki kelime söyleyecek olsam, anlaşılmamanın ıstırabı derdim. Berglot,“Anlaşılmamak, hiç var olmamışsın gibi hissettiriyor insana.”diyor ve anlaşılmadığı için ıstırap duyuyor. Bazen yaşanan olaylardan daha çok, o olayla ilgili hislerimizin ciddiye alınmaması ve gerçekliğin sadece bizim yorumumuzmuş gibi manipüle edilmesi, yaşanan olayın kendisinden çok daha fazla zarar verir. Berglot,“Benim yaşadıklarım bir ‘yorum’ sayıldı. Oysa onların inkârı bir ‘hakikat’.”“Gerçek, kimin anlattığına göre şekil…