
Allah’ın her bir zerresini bir sanat eseri olarak yarattığı kâinat…
Her bir zerresine ayrı bir anlam yükleyen ve o bir zerre eksildiğinde dengeleri değiştiren Yüce Yaratıcı.
Öyle ki; her hâli ayrı güzellik, her hâli ayrı tefekkür.
Doğanın en küçük tanesinden, yaratılmışların en üstününü var eden Allah’ım…
“Andolsun, biz Âdemoğlunu şerefli kıldık; ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”
— İsra Suresi, 70. Ayet
En küçük tanede ne büyük hikmet…
Anlayana aslında ne büyük ibret…
Görememekten, fark edememekten Sana sığınırım.
Kâinatı fark edememekten, doğanın işleyişini anlayamamaktan;
mevsimlerin coşkusuna ortak olamayışımdan Sana sığınırım.
Ve şimdi, gözümün mest; ruhumun cezbe olduğu mevsim…
Sonbahar; doğanın kendine çekildiği mevsim.
Yuvalara dönüşün, uzun akşamların; evlerin bacalarından süzülen dumanın,
kestane kokusunun ve günü yetiştirme telaşının mevsimi.
Yağmurlu akşamların, sarı yapraklar üzerindeki su damlacıklarının mevsimi…
Kedilerin ıslanan tüyleriyle yuva aradığı;
turuncu ve kahverengi ağaçların mavi gökyüzüne en çok yakıştığı mevsim.
Gözümün gönlüme selam ettiği, uyumuna hayran olduğum mevsim…
Gönlüme huzur, gözüme şükür düşüren Sonbahar…
Her mevsimin bir anlamı var;
Her anlamın elbet bir manası…
rumeysacayazılar / Rumeysa KOÇ

Bir yanıt yazın